"İYİ Parti, makulün partisidir."
"BİRÇOK ŞEYİ BİZ BAŞARACAĞIZ"

"AKILDAN, GERÇEKLİKTEN UZAK, SAHSİ, KİŞİSEL, BİPOLAR BİR DIŞ POLİTİKA ANLAYIŞI VAR"
10 Büyükelçinin Osman Kavala hakkında yayınladıkları bildiriye dair soruyu yanıtlayan Genel Başkanımız sayın Meral Akşener, "Türkiye'de görev yapan bir büyükelçinin, Türkiye'nin iç işlerine karışır gibi eylemlerden uzak durması gerekir. Osman Kavala gibi üzerinden yürüyen bir tartışma oldu. AİHM'nin kararlarına uyacağınıza dair bir imza atmışsınız. Erdoğan dedi ki; "Dışişleri Bakanlığı'na talimat verdim istenmeyen insan ilan edeceğiz" dedi. Bugün ne günlerden ne? Pazartesi. Bu arada bizim muhalefet olarak hiçbir şeyden haberimiz yok. ABD Büyükelçiliği'nin başlattığı arkasından diğer büyükelçilerin de katıldığı 41. maddeye vurgu süreci başladı. Türkiye'nin dış politikasının üzgünüm maalesef böyle zikzaklı olması kabul edilemez. Gereğini yaparsınız. ‘’Vururum, taş atarım’’ gibi ilan ede ede dış politika olmaz. Şahsım devletinin, tek adam rejiminin, partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin getirdiği bir durum. Kendi üzerimden bir örnek vereyim. Ekim 2016'dan bu yana hakkımda bir mahkeme var. Benim ifadem alınmadı. Kendilerine göre kafamın üzerinde bir kılıç sallıyorlar. 6 senedir bir soruşturma devam eder mi? Hukukun üstünlüğüne, yargı bağımsızlığına bu sığar mı? Dış politikada bir ciddiyet olur. Akıldan uzak, gerçeklikten uzak, şahsi, kişisel, bipolar bir dış politika anlayışı var. Hem iç hem de ciddi bir devlet krizi olduğuna inanıyorum." dedi.
Rusya'dan alınan S400 Hava Savunma Sistemi sonucu Türkiye'nin F35 savaş uçağı programından çıkarılmasına ilişkin Genel Başkanımız; "S400'leri dekoratif bir malzeme olarak aldık. 2,5 milyar dolar ödedik. Muhtemelen Putin'e haraç ödedik. Hangi müzede sergileyeceğimize Erdoğan karar verecek. F35'lerin üretiminde biz vardık. Sonuç itibariyle oradan çıktık. 13,5 milyar dolarlık bir zarara sebep oldu. Batıyla olan ilişkilerimizde şüphe oldu. Putin'in emrine girdik gibi görülüyor." dedi.
"TÜRKİYE'NİN EKONOMİK MERKEZ OLMA YOLUNDA ATACAĞI ADIMLAR VAR"
Partimizin dış politikada izleyeceği rotaya ilişkin ise; "1 akılcı, aklın merkezde olduğu bir dış politika bakış açımız var. 2 devlet ciddiyetinin ön planda olduğu bir bakış açısı ayrıca Avrupa Birliği'ne üyelik üzerinden bir bakış açımız var bizim. Pek çok sistemde de Batı'nın ortağıyız biz. Erdoğan, ülkenin şahsi malı olduğuna inanıyor. Bu vahim. Benim itibarımın, Türkiye'nin itibarının üzerinde olmadığı bir bakış açımız var. Biz bütün komşuluk ilişkilerimizi ekonomik coğrafya olarak değerlendiriyoruz. Başka ülkelerin içişlerine karışmama, oradaki siyasi sistemlerin tarafı olmama gibi... Türkiye, Mısır'da taraf oldu. Yakın ve uzak komşularımızla bütün ülkelerle ilişkimizde ekonomik coğrafya tarifimiz var. Dostluk, ticari bir sistem. Birinci derece sınır komşularımızla 7 trilyon dolarlık bir hacim, Avrupa'yı kattıktan sonra da 21 trilyon dolarlık hacim var. Türkiye'nin ekonomik merkez olma yolunda atacağımız adımlar var. Kavga etmek yerine dost edinmek üzere gideceğimiz bir yol." ifadelerini kullandı.
"İYİ PARTİ MAKULUN PARTİSİDİR"
Partimizin kuruluşunun 4. yıl kutlamalarındaki manifestomuzda yer alan, "Ömer'in yolu" ifadesine ilişkin Genel Başkanımız sayın Meral Akşener, "Hz. Ömer halifeler içerisinde adaleti temsil eder, Hz. Ali mertliği, cesareti temsil eder. Böyle bir silsile var. Türkiye'de mertlik ve cesaret gitti, bir de adalet gitti. Bu durumu herkese hatırlatmak ve bu adalet yolundan ayrılmayacağımıza dair yemin ettik. Ömerleri arayan Erdoğan'ın iktidarında her birimizin yaşamadığı adaletsizlik kalmadı. İslami bir gönderme değildi bu herkesin kabul ettiği bir adalet çağrısıydı bu. Anadolu'yu geziyorum, AK Parti'ye oy vermiş insanlar ağlıyor. Bu kayırma liyakatsizlik, adam kayırma, şeffaflıktan uzaklaşma bunlara bir göndermeydi. Biz makulun partisiyiz. Biz kendimizi milliyetçi, demokrat, kalkınmacı bir parti olarak tanımlıyoruz. Bunun ötesinde seçmenin veli nimet olacağı, rekabetin kutuplaştırma, insanları dövüştürme üzerinden değil hizmet üzerinden rekabet yapılması gerektiği, projeler üzerinden rekabet yapılması gerektiği, insanların dertlerinin çözümü üzerinden bir siyaset yapılması gerektiğini söylüyoruz. Bu makul olandır." dedi.,
"TÜRKİYE, ERDOĞAN'IN KİŞİSEL TERCİHLERİ ÜZERİNDEN SAVRULMAKTAN BIKTI"
Geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında "Ben Başbakan olacağım" sözlerinin ne demek olduğunun tekrardan altını çizen Genel Başkanımız; "Türkiye'nin önünü tıkayan kişi olmayacağım.’’ dedim. Ben hiçbir zaman aşırı sevinç, asabiyet, öfke üzerinden bir cümle kurmam. Siyaseti, milleti, insanları çok ciddiye alıyorum. Türkiye, Erdoğan'ın kişisel tercihleri üzerinden savrulmaktan bıktık. Cumhurbaşkanı adayı değilim, başbakan adayıyım dedim. Ben Meral Akşener olarak bu ucube sistemin kabul edildiği takdirde nelerle karışılacağımızı her yerde anlattım. Türkiye'nin, milletin gerçekten canı yanacaktı. Geldiğimiz nokta ortada. 21. yüzyıla uygun, adaletin, hukukun üstünlüğünün, korkmayan tarafsız bir yargının olduğu sistem olsun istiyoruz. ‘’Ben aday değilim.’’ diyerek mücadelemizin ne olduğunu ve hedefimizin ne olduğunu söyledim. Bizim adayımız 13. Cumhurbaşkanı olacak. Bu kişi yeni bir Erdoğan olmayacak. Parlamenter sisteme hızlı bir şekilde geçilecek. Sistemde bir Cumhurbaşkanı olacak. Bir başkan yardımcısı olabilir. O da başbakan gibi çalışabilir. Seçilen Cumhurbaşkanı da tekrar seçilmesine gerek yok. Süresini tamamlayacak. Ben hüküm cümleleri söylemiyorum. Olabilecek doğru yolu söylüyorum. Seçilecek kişinin partisinden de istifa etmesi gerekiyor." dedi.
"BİRÇOK ŞEYİ BİZ BAŞARACAĞIZ"
İYİ Parti'nin en enerjik, yenilikçi ve rekabete uyum sağlayan siyasi organizasyon olduğunu belirten Genel Başkanımız sayın Meral Akşener, "Biz seçmen oluşturan, genişlemeye yönelik imkânları olan; enerjik, rekabete uyum sağlayan bir siyasi organizasyonuz. Bizim melek yatırımcımız milletimiz. Biz bu enerjiyle yola devam ediyoruz. İYİ Parti, CHP'nin seçmenine odaklı değil. Cumhur İttifakı'ndan kopan bir seçmen kitlesi var. Bu seçmen kitlesine biz yöneldik. Bu seçmenin bizi tercih etmesini sağlamaya çalışıyoruz. Biz çok şeyi başaracağız. Faiz indirip doları yükselttiğiniz zaman ihracatla para kazanacağınızı düşünürsünüz. Fakat ihracatımızın önemli bir tarafı ithalata bağımlı olduğu için buradan bir kar elde etmek mümkün değil. Kur yükseldiği zaman ucuz işçilik öne çıkar hedefiniz Pakistan, Hindistan gibi yerler olur. Bu da size hiçbir şey katmaz. Doğru bir sistem kurduğunuz zaman hedefiniz katma değer üreten tarım da dâhil AB ülkelerini bile geçersiniz. Erken seçim olması gerektiğini söylüyoruz." dedi.


